FOTOĞRAFLARIN DİLİ

Koyumuzle,Yaylamizla,Caykaramizla,Karadenizimizle, ilgili resimleri burada paylasalim.

Moderatörler: Muzaffer Mustafa Altuncu, Fatma Ozbilgi, Sami Ayan

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Prş Eki 11, 2007 11:18 am

"sarılmak" dedik, ağaçlar yaşamak için kökleriyle toprağa sarıldı, asmalar güneşi görebilmek için tutanabilecekleri her dala, insansanlarsa sevdiklerine, özlediklerine. Sevdiğimize, hissetmek istediğimiz yakınlığı "sarılayim boynuna yaban asmasi gibi" türküsüyle söyledik. İmkansız aşklarda " ince belini datlı dilini sevdiğim/ gırılsın kollarım saramıyorum" diye bozlaklar söyledik. İnsanlar arasındaki küslükler barıştırıldığında, soğukluğun kalmaması için küsler biribirlerine sarıldırıldı, sıcaklık olsun diye.

Yarın bayram; ister geleneksel el öpmesi şeklinde, ister modern baybay şeklinde, ister resmi tokalaşma şeklinde, ister popüler boynuzlaşma şeklinde nasıl bayramlaşırsanız bayramlaşın ama mutlaka sıcaklığı hissederek bayramlaşın. Bayramlar soğuklukların sıcaklığa dönüşeceği zamanlardır ve insanlar ağacın köklerle toprağa sarılması gibi kollarıyla birbirlerine sarılarak sıcaklıklarını hissederlerse bayram olurlar. Yani " öyle bir sarilalum akan dereler dursun" türküsünde ki gibi yanaklarınız suyun geçisine izin vermeyecek sıkılıkta sarılın, yani dereler bile geçemesin aranızdan. Bir de sarılmayı gören göz vardı..., bize de yarın bayramda sarılması kaldı.

Herkese iyi bayramlar

Resim
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Pzr Eki 14, 2007 9:32 pm

Gördüğün bir şeyi veya işittiğin bir şeyi veya dokunduğun, tatdığın bir şeyi bir şekilde yazabilirsin veya anlatabilirsin. Bu şekilde meramını anlatırsın ve anlaşılabilirsin. Ama benim en fazla etkilendiğim şey kokudur. Bazen olmadık zamanlarda, nerden geldiğini tahmin bile edemediğim yersiz sebebsiz bir koku saniyelere sığmayacak bir hızla burnuma gelir gider ama ben o kokunun esiri olur yıllar öncesinde bir zamana inanılmaz bir hızla gider ve kalırım bir müddet. Hani bir rüya görürsün sabah etkisindesindir ama kendine geldikçe unutur gidersin ne kadar etkilensende. Bu da öyle bir şey kısa bir süre sonra o zamandan bu zamana döner unuturum o kokuyu ve etkisini.

Oysa toprağın, yağmurun, ateşin hatta zegiç emicenin dükkanının, yayladan inmiş kamyonun kasasının, asdoç un şöformahlinin, gaz lambasının, mezireden ot taşıyarak inen birinin ter kokusunun, kara üzümün, kabuklu yeşil cevizin, ekmek dolabının içinin, yayla camisinin içinin, perlerin, karalastiğin içinin, yeni bir kitabın, elma kokulu silginin, ilkokul 1. sınıfının içinin, kokularını anlatabilen biri olsaydı ne güzel olurdu. Ama olmuyor malesef kokuyu hissetiremiyoruz nedense. Zor olacak ama belki birileri artık merek olarak kullanılan bu evin kokusunu hissedebilir.


Resim
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Pzt Eki 15, 2007 2:24 pm

Demek yukardaki otların kokusunu alamadınız, bakayım bunun da kokusuni alamayacakmısınız :D

Resim
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Cmt Eki 20, 2007 8:10 pm

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldayım
Gidiyorum gündüz gece


Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Resim

Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakka miktarınca
Gidiyorum gündüz gece


Şaşar Veysel işbu hâle
Gâh ağlaya gâhi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece

Aşık Veysel ŞATIROĞLU
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Fatma Ozbilgi » Pzt Eki 22, 2007 4:50 pm

tuvaletin manzarasi harika insan butun gun orada oyle durabilir :D kokular buralara kadar ulsamadi bulent :) avrupa engeline takildi :)
Kullanıcı avatarı
Fatma Ozbilgi
Site Yönetim
Site Yönetim
 
Mesajlar: 5100
Kayıt: Pzr Eyl 04, 2005 6:06 pm
Konum: Fransa/ Lille/Ankara/ Caykara Sahinkaya

Mesajgönderen Caner Topaloğlu » Pzt Eki 22, 2007 5:03 pm

Bülent abim koku ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.Hemen bir mesaj sonraki resminlede ancak bu kadar hissettirilebilirdi.Yaylada eski(!) tuvaletimiz öyleydi ve ben oradan düşmüştüm tuvaletimi yaparken 6 yaşlarımda iken.Belki kokusu buraya kadar gelmedi resmin ama beni uzak zamanlara götürmeyi başardı.Anam utancımdan ve korkumdan zırıl zırıl ağlayışım üzerine "Oğlum ağlama sen tuvalet kahramanısın" demişti.Hala da anlatır "utku baaaak ben tulavet kahramanıyım,baba ben tulavet kahramanı oldum,abla sen beni tanıyormusun ben tulavet kahramanıyım" diye olanca çocukluğumla 5 dakika önce utandığım şeyden sonuna kadar gurur duyuşumu.Sakın yanlıış yazdım sanmayın :) tulavet diyormuşum tuvalete....Keşke ben hala yanlış desem ama eski tuvaletimiz eski haliyle bu ilginç anısı ve o yöresel havasıyla kalmayı becerseydi.
Caner Topaloğlu
 

Mesajgönderen Eylem Altuncu » Sal Eki 23, 2007 2:53 am

boşluk...

içinden çıkamadığın, düşündükçe içine saplandığın koskocaman bir boşluk...

ancak ıstanbul boğazını sırtını dönerek tarif edebileceğin bir boşluk...

isyan ettiğin herşeyin burda kaybolacağını düşündüğün bir boşluk..

Resim

öyle güzel tanımlamalar çıkarmışsın ki resimlerden bülent abi.bu resmi görünce burda olması gerektiğini düşündüm.bu resim uzak filminden bi sahne.yanındaki şiirde mevlananın şiiri.arkadaşlarımın çıkardığı bi derginin hediyesiydi.paylaşmak istedim.
Kullanıcı avatarı
Eylem Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 70
Kayıt: Sal Eyl 13, 2005 3:50 pm
Konum: samsun

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Sal Eki 23, 2007 8:36 am

Güzel katkın için teşekkür ederim Eylem. Ben bu başlığı çok seviyorum, bir fotoğrafa baktıkça içimden geçen her şeyi; iyi kötü, olumlu olumsuz buraya yazıp atarak rahatlıyorum öncelikle. Belki çok şeyi de eleştiriyorum, bu demek değildir eleştirdiklerimin hiç biri bende yok. Aksine bir kısmı başta bende var veya vardı ama artık yok. Bu yüzden, yaptığım dokundurmalardan alınanlarda oldu sanırım.

Bu başlık kendini ve toplumu eleştirebilen korkusuz ve samimi insanların buluşup içlerini döküp rahatladığı bir başlık olsun isterdim, eğer kendimizi veya toplumu başka bir şekilde çizebiliyorsak, bu başlığın sayfalarına fotoğraf eklenmesi de şart değil. Ta en başta demiştim insanların anlaşmak için kullandıkları yöntemlerden en etkilisi göz ve dolayısıyla fotoğraf bu yüzden ben fotoğrafları çok kullanıyorum, başka yollarını kullanabilen varsa kendi yollarıyla gelsin buraya ondanda tabi ki mutlu oluruz.

Bu başlık senin anlatımındaki boğaza bakarken sadece su yüzeyine kadar ki görüş alanındakileri değil suyun derinlerindekini de anlamaya çalışanların başlığı olsun, sudan ve boğazdan korkmayanların, kaçmayanların başlığı olsun.

Mevlanın şiiri ni okuyunca şüpheci yaklaşımımla bir soru geldi aklıma, kelimeler veya cümleler veya düşünce o kadar eski zamanlara ait değilmiş gibi nedense. Niçin mi dersen itiraf edeyim çünkü bende bazen yalnızken kendi kendime çok güzel mantık önermeleri, felsefi yaklaşımlar, örneklerle benzeştirip sonuç çıkarmalar bulurum, bunları bir ortamda anlatırken kendiminmiş gibi değil de “geçenlerde bir yerde okumuştum, ismini hatırlamıyorum ama iyi bir yazardı veya düşünürdü” diyerek ordan okumuş gibi anlatırım yoksa insanların çoğu direk benden çıkacak bir düşüncenin çok etkileyici olmayacağını düşünüp beni dinlemezler, ama önemli biri dediyse dinlerler diye. Sanki şiirde şiirini etkileyici kılmak için Mevlana yazmış diye sunuluyor olabilir. Tabi böyle bir şey çok tutarsa zamanla Mevlanın diye kabul edilir, ki bu şeklide çok söz, şiir, türkü vardır hatta Hz. Muhammet’e atfedilip aslında onun söylemediği bir çok hadiste, Atatürk'ün sözü diye yazılıp çizilen bir çok sözde, aynı şekilde.

Aslında zamanım çok dar, buraya sana bir cevap yazmam gerekiyor diye başladım ama bitiremiyorum, aklıma daha başka yazacak şeyler gelip gelip duruyor. Şimdi yazmayacağım 6 Kasım da sınavım var, çalışmam gerekiyor. Ha bu arada şu da aklıma geldi ne zaman bir yazı yazmaya kurulsam yazının sonlarına geldikçe bir türlü bitmez, bir final cümlesi yazarsın bir tane daha aklına gelir, onu yazarsın bir daha.. yani yazı aslında finalini yazarken asıl tadını vermeye başlar, yani biteceğini bildiğin zaman asıl tadına varırsın. İşte hayatta aynı bunun gibidir, biteceğini bilirsen tadını çıkarırsın, en doğal, , en korkusuz, en samimi, en hafif ama en derin. Ağırlığın artık yük olmaz bir parmağının ucunda döndürürsün dünyayı…


Resim
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Sal Eki 23, 2007 9:00 am

Özür dilerim bu arada Fatma ve Caner için bişey dememişim. Siz gene de öncelikle burunlarınızı bi açtırın ama Fatma nın hayatın aşağa ki aralığından gördüğü manzaraya vurulması ( ki sanırım biraz ince olsam o aradan ayaklarımı aşağa ki merdeklere uzatıp güneşlendirirken başım gölgede manzarayı seyretmeyi hayal etmiştir o da benim gibi), Canerin yıllar öncesi "tulavet kahramanlığı" yıllarına gitmesi tuvaletin koku saçmasa da etkili olduğunu gösteriyor. Değerli yorumlarınız için teşekkürler.
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Sal Kas 27, 2007 8:40 pm

“Memleket” dedik, uzaklarda kalınca en çok buram buram kokusunu özledik, en çok türkü memlekete yakıldı; “memleketin çayır çimeni” ne dedik yetmedi “taşına dikenine” bile türkü yaktık.

İnsanın doğduğu yerde olması varlık duygusu vererek psikolojik bir güç sağlarmış. Ama varlık duygusunun yanında yokluğuda artık memleketlerimizde tadar olduk. Zaman neleri alıp götürdü bu topraklardan düşünmeden edemezsin.

Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
Şile bezinden
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktında yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...
Nazım Hikmet

Resim
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Dilek Aydınlı » Çrş Kas 28, 2007 10:10 pm

Kokular da muhteşem,resimler de muhteşem,yazılar da muhteşem...
Kullanıcı avatarı
Dilek Aydınlı
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 223
Kayıt: Prş Tem 27, 2006 4:15 pm
Konum: istanbul

merhaba

Mesajgönderen Ercan Sever » Pzr Ara 02, 2007 3:24 pm

bu güzel resimlerde ve yorumlarda emegi gecenlere teşekkurler cok güzel oldu devamini bekliyoruz saygilarla
Kullanıcı avatarı
Ercan Sever
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 212
Kayıt: Prş Ara 15, 2005 2:42 pm
Konum: HATAY/iskenderun

Mesajgönderen Sibel Şahin » Pzr Ara 02, 2007 5:04 pm

Resimler harika.Yazılarsa bir okadar daha anlam katmış resimlere.Ellerinize sağlık.
Kullanıcı avatarı
Sibel Şahin
Bölum yetkilisi
Bölum yetkilisi
 
Mesajlar: 2095
Kayıt: Sal Oca 31, 2006 4:37 pm
Konum: TEKİRDAĞ

Mesajgönderen Bülent Altuncu » Pzr Ara 02, 2007 5:10 pm

beğenmenize sevindim arkadaşlar, yorumlarınız için teşekkürler, etkilendiğim fotoğraf bulunca ilk işim buraya eklemek oluyor merak etmeyin devamı da gelecek
Kullanıcı avatarı
Bülent Altuncu
Sitenin Sahipleri
Sitenin Sahipleri
 
Mesajlar: 1533
Kayıt: Prş Ara 08, 2005 8:55 pm
Konum: Van (Erciş)

Mesajgönderen Fatma Ozbilgi » Pzr Ara 02, 2007 8:09 pm

BULENT BU SAYFADA SENIN YAPTIGIN CALISMAYI BEGENMEYECEK KIMSEYI TANIMIYORUM SUPER YAZILAR SUPER RESIMLER SUPER KOKULAR DAHA NE OLSUNNNNNN.. HA VARSA BEGENMEYEN HEMEN SITEDEN ATARIM ONI :)
Kullanıcı avatarı
Fatma Ozbilgi
Site Yönetim
Site Yönetim
 
Mesajlar: 5100
Kayıt: Pzr Eyl 04, 2005 6:06 pm
Konum: Fransa/ Lille/Ankara/ Caykara Sahinkaya

ÖncekiSonraki

Dön MANZARALAR

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron